Psikoloji

Uzamsal Belleğiniz Ne Kadar İyi?

Yazan: Emma Young

Çeviren: Ömer Aktaş

Düzenleyen: Ümit Sözbilir

Özet: Hafızamıza güvenmek isteriz. Böylece olayları, gittiğimiz yerleri ve bilgileri daha iyi hatırlayabileceğimizi düşünür ve güçlü bir hafızanın bir gün işimize yarayabileceğimize inanırız.  Yapılan araştırmalar, hafızaya duyulan güven ve hatırlamadaki tutarlılık arasındaki pozitif ilişkiye bir ışık tutuyor. Aralarındaki ilişkinin doğru olduğu kadar yanıltıcı olabileceğini de gösteriyor. Üstüne üstlük başımızı belaya sokabileceğine de işaret ediyor.

Hafızamıza Bel Bağlamak

İki hafta önce, salı günü kadar saat sabahın köründe nerede olduğunuzu sorsak ne cevap verirdiniz? Hatırlaması ne kadar da zor, değil mi? Peki, size bir seçenek hakkı sunulsaydı doğru konumu hatırlaması daha kolay olur muydu? Her biri yaklaşık 3-4 km uzaklıkta olan bayraklarla işaretli bir harita hayal edin. Fakat yalnızca bir tanesi sizin doğru konumuzu gösteriyor. Doğru olanı seçebilir miydiniz?

Kendinizden emin bir şekilde sorulan soruyu cevaplayabildiniz mi? Öyleyse size bazı iyi haberlerimiz var. Psychological Science dergisinde yeni bir çalışma yayımlandı. Çalışmaya göre; emin olacak şekilde seçiminizi yapıyorsanız emin olmayarak yaptığınız seçime göre daha çok doğruluk payını da elde etmiş oluyorsunuz. Kötü haber ise şu: Avustralya’nın Melbourne şehrinde yaşayan bir grup insan üzerinde bir çalışma yürütüldü. Araştırmaya katılanlar öğrencilerden oluşuyordu. Öğrencilere indirecekleri bir uygulama üzerinden konumlarının izlenmesi gerektiği bildirildi. Daha sonrasında ise izlenilen konumlar kaydedilecek ve öğrencilere sorularak doğru bir şekilde seçip seçemeyecekleri sorulacaktı. Katılımcıları sınama zamanı geldiğinde ise öğrenciler %36 oranında yanlış yeri seçti. Edinilen sonuç uzamsal hafızamızın[1] oldukça yanılabilir olduğunu gösteriyor. Yapılan araştırma sayesinde uzamsal bellek türünün herhangi bir suç işlendiği zaman mazeret üretmekte kullanılan bir mekanik olduğu da ortaya çıkıyor. Melbourne Üniversitesinde çalışan Elizabeth Laliberte ve iş arkadaşları başka bir sorunun da altını çiziyor. Onlara göre geçmişte nerede olduğumuzu hatırlamadaki yanılgılar adalet ile ilgili ciddi başarısızlıkları da beraberinde getiriyor.

51 öğrenci, iki araştırmacı tarafından geliştirilen bir uygulamayı telefonlarına indirdi. Araştırmacılar dört hafta boyunca sürekli olarak katılımcıların hareketlerini ve yönelimlerini uygulama aracılığıyla takip etti. Ayrıca uygulama her on dakikada bir katılımcıların GPS konumlarını ve sesli anlık görüntülerini kayıt altına aldı. Uygulama, kayıt altına alınmış ses dosyalarından herhangi bir konuşmayı çıkarabilirken arkadaki kuş sesleri veya inşaat çalışmaları gibi ana odakta olmayan gürültüleri ayıklamayı başarabildi. (Tabi ki uygulama katılımcıların ham verilerini araştırmacılardan bile gizli tutmaya yönelik bir gizlilik politikasına sahip. Ayrıca istenildiği zaman veri toplamayı belirli aralıklarda duraklatabilmekteler.)

(Kaynak: Tumisu/Pixabay)

Bir haftalık aradan sonra ise katılımcılar tekrar uygulama üzerinden teste devam etti. Testlere göre 72 denemenin her biri için bir Google haritasındaki dört işaretçi ile belirli bir saat ve tarihte nerede olduklarını seçmeleri gerekiyordu. (Katılımcılar, haritayı ve işaretçileri istedikleri gibi yakınlaştırıp uzaklaştırabildiler ve kaydırabildiler). İşaretçilerden biri doğru konumu gösterirken diğer üçü ise başka vesilelerle bulundukları başka konumları temsil ediyordu.

Araştırmanın ardından yapılan analiz sonuçları, katılımcıların seçimlerinin sadece üçte ikisinin doğru olduğunu ortaya koydu. Seçimlerin doğruluğu katılımcıların güveniyle birlikte arttı. Fakat güvenle beraber artan doğruluk oranı sadece belirli koşullarda gözlemlendi. Kısacası daha fazla güvenin daha iyi bellekle bağlantılı olduğu fikrini destekleyen bir bulguya ulaşıyoruz. Ancak oldukça düzenli programları olduğu düşünülen üniversite öğrencilerinin mükemmel bir performans göstermekten çok uzak olması monoton hayatları olan insanları birazcık üzebilir. Özellikle düzenli çalışma saatleri olmayan insanlar ve sıradan hayat yaşayanlar düşünülürse çalışma sonuçları onlar adına pek de iyiye işaret sayılmaz.

Yanlış Bir Hatırlamadan Hapse Giden Yolculuk

Ekip, 1985’te tecavüz ve hırsızlıktan hüküm giyen ve müebbet hapsin üstüne 50 yıl fazladan ceza alan Amerikalı Ronald Cotton’ın davasına dikkat çekmekte. Cotton mahkûm edildikten 10 yıl sonra DNA kanıtları onu temize çıkarmayı başarmıştı. Fakat Cotton’ın yaptığı ilk açıklamaların onun işine yaradığı söylenemezdi. Çünkü olay saatinde nerede olduğuyla alakalı bildirdiği mazeretinin doğru olmadığı gün yüzüne çıkmıştı. Araştırmacıların ilettiklerine göre; Cotton suçun işlendiği sırada nerede olduğunu belirtmek isterken beyninin ona oynadığı oyun yüzünden 2 hafta önce nerede olduğunu belirtmişti. Beyninin Cotton’a oynadığı küçük oyun ona pahalıya patlamıştı. Çünkü ilk açıklamaları, onun yanlış olan mahkumiyetine giden yolda büyük bir paya sahipti.

(Kaynak: Crest Research/ Flickr)

Hafızamız Bizleri Yanıltabilir

Elde edilen analiz sonuçları, yapılan uzamsal bellek hatalarının nispeten daha yaygın olduğunu gösteriyor: “Doğru gün ama yanlış hafta” şeklinde konum anımsama hatalarının oranı yanılgıların %19’unu oluşturuyor. Ayrıca katılımcıların %8’i, öngörülen saatle uyan ancak günü yanlış belirten bir şekilde hatalı hatırlamada da bulundular. (Ek olarak kalan hatalardan daha az yaygın olsa da katılımcılar bazen benzer hareket kalıpları yaptıkları veya arka plan seslerinin doğru konuma benzer olduğu yanlış bir konumlar da seçtiler.) Araştırmacılar: “Bu rakamların ikisi de şans oranlarının çok üzerinde ve Ronald Cotton’ın yaptığı hatanın oldukça yaygın olabileceğini gösteriyor.” şeklinde olayı özetlediler. 

Açıkçası elde edilen bulguların pratik ve yasal uygulamaları olabilir. Bu tür bir mazeret hafızasının ne kadar yanıltıcı olduğunu bilmek, insanların yaptığı en yaygın hataları anlamak; avukatların sanıklara ve tanıklara doğru soruları sormalarına, birinin gerçekten ne zaman ve nerede olduğu gerçeğine yaklaşmaya çalışmasına yardımcı olabilir.

Tabi ki sadece bahsettiğimiz çalışmalara bakılarak hafızanın işleyişini tamamen anladığımız düşünülmesin. Çünkü geride hafızayla alakalı bilmediklerimiz ve denenmemiş deney yöntemleri var. Deneyler genellikle laboratuvar ortamlarında gerçekleştirilir. Ayrıca gerçek dünyaya uygulanabilirliği ve genellenebilirliği hakkında soru işaretleri ile de beraber gelir. Fakat araştırmada kullanılan uygulama gibi aktif, göz önünde olmayan ve gizlilik bilincine dayalı izleme teknolojileri, her türlü gerçek dünya verisini toplamak ve analiz etmek için kullanılabilir. Araştırmacıların belirttiği gibi, “Artık insanların yaşamlarının temel gerçeğini yakalayabiliyor ve başlarından geçen olayları kaybetmeme yeteneklerini test edebiliyoruz.” Uzamsal hafıza alanında artan çok sayıda araştırmalar aracılığıyla bilimsel veri toplama yöntemlerinin değiştirebileceğini umuyorlar.


[1] Uzamsal Bellek, nesnelerin konumlarını uzaklık, yön ve doğrultusu açısından algılanıp depolanmasına olanak sağlayan hafıza türüdür. Özellikle rotaların çözümlenmesi ve navigasyon için hayati öneme sahiptir. (Spatial Memory. APA çevirimiçi kavramlar sözlüğü. https://dictionary.apa.org/spatial-memory)

Via
https://digest.bps.org.uk/2021/06/07/its-surprisingly-common-to-misremember-where-you-were-on-a-specific-time-and-date/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Back to top button