Özgün İçerik

Göğsümüzün İçindeki Sayaç: Kalp

Yazan: Nurdan Arıcan             Düzenleyen: Ümit Sözbilir

Özet: Yaşam kaynağımız olan kalp ve kalp atım hızımızla yani günlük kalp atım sayımızla ömrümüzü ilişkilendiren Yaşam Hızı Teorisini inceleyeceğiz. Günlük kalp atım sayısı fazla olan hayvanların daha kısa yaşadığını savunan bu görüşü Max Rubner ortaya çıkarmıştır. Bu teorinin savunduğu diğer bir konu ise memeli canlılar içerisinde büyük olan hayvanların küçük hayvanlara kıyasla daha uzun yaşadığıdır. Aslına bakılırsa bunu onaylayacak kanıtlar da mevcuttur. Bu kıyas yapıldığında ortaya çıkan bir diğer sonuç ise günlük ortalama kalp atım sayısı 60-100 arası olan insanın ömrünün 25-30 yıl arasında olması gerektiğini gösteriyor. Peki buna rağmen biz insanlar nasıl 70-80 yıl civarında hatta daha fazla yaşayabiliyoruz?

Kalp; durmaksızın ve kendiliğinden kasılıp-gevşeyerek çalışan, içi boş olan kuvvetli bir pompa organıdır. Morfolojik[1] olarak çizgili bir kas[2] gibi görünse de işlevsel olarak düz kas mantığında[3] çalışır. Göğüs merkezinde bulunur ancak sol taraftaki kütlesi daha fazladır. Canlılığın devamı için ihtiyaç duyduğumuz kanın tüm vücuda dağılımı ve kesintisiz dolaşımı bu pompa sistemi sayesinde sağlanır.

Kalbin aldığı herhangi bir iç-dış hasardan dolayı durması sonucu canlı hayatı son bulmaktadır. Bunun dışında doğal sebeplerden yani yaşlanmadan dolayı da ölüm gerçekleşir. Yaşlanmaya bakıldığında güncel kuramların[4] çoğuna göre sebebi tek bir nedene bağlanamaz ancak genetikle[5] ilişkili olduğu söylenebilir. Yaşlanma olayı doğumda hatta anne karnında başlar ve belirli bir zamanın ardından hız kazanır. Yaşlanma, metabolizma[6] faaliyetlerinde yapımdan çok yıkımın görülmesi ile hız kazanmaya başlar. Mental[7] ve fiziksel işlevler giderek geri dönüşsüz bir şekilde meydana gelen bozulmalar ile devam eder.

İnceleyeceğimiz konuyla yakından ilişkili olan “yaşam hızı/enerjisi” teorisine bakacak olursak yaşlanmanın metabolizma hızıyla alakalı olduğunu savunan ve bunun üzerine kurulmuş bir kuram olduğunu söyleyebiliriz. Alman Fizyolog Max Rubner’ın metabolizma hızı üzerine kurduğu bu kuramına göre memeli canlılar içinde büyük olan hayvanlar küçüklerine oranla daha fazla yaşamaktadır. Bunun sebebi olarak kalp atım sayısı öne sürülmüştür çünkü küçük hayvanlarda kalp hızı (dakikadaki kalp atım sayısı) büyük hayvanlara oranla daha fazladır. Dolayısıyla da metabolizma ve bazal metabolizma hızları da daha fazladır. Örneğin bir kedinin kalbi dakikada 150 kere atmakta iken farenin kalbi 550 kere atmaktadır. Bu hayvanların ömürlerini kıyaslayacak olursak da bir kedinin ortalama olarak 15 yıl yaşadığı görülürken fareler 2,5 yıl civarı yaşarlar.

Bazı memeli hayvanların dakikadaki kalp atım sayıları ile yaşam süreleri arasındaki ilişkinin kıyaslanması ile oluşturulmuş bir grafik. (Kaynak: Milliyet Gazetesi)

Bu grafikte ise farklı hayvanların kalp atım sayıları ile yaşam süreleri arasındaki ilişki görmekteyiz. X ekseni (yatak eksen) ortalama ömrü temsil etmektedir. Grafikte de görüldüğü gibi kalp atım sayısı ile yaşam süresi arasında bir bağlantı olduğunu söyleyebiliriz.

Peki bu bilgiden sonra “kalp hızındaki artış ömrü kısaltır” fikrine varabilir miyiz?

Kalp hızı kalbimizin bir dakikada ne kadar attığını ifade eder. Örneğin insanın bir dakikadaki kalp atış sayısı 60-100 arasındadır. Ortalama ömrü ise 70-80 yıl civarıdır diyebiliriz. Küçük canlıların metabolik hızları daha fazladır demiştik. Benzer şekilde kalp atış hızları da daha yüksektir. Bazal metabolizma hızı canlının varlığını sürdürebilmesi için tükettiği minimum enerji miktarıdır, yani dinlenme halinde iken harcadığı enerji miktarı denebilir. Küçük canlılarda bazal metabolizma hızı da daha yüksektir. İstisnalar haricinde küçük canlıların kalp atım sayıları daha fazla iken yaşam ömürleri daha kısadır kanısı doğrudur. Daha büyük olan hayvanlarda ise kalp atım sayısı daha az iken yaşam ömürleri daha uzundur.

Bahsi geçen memeli hayvanların kalp atış hızı ile tahmini yaşam ömrü arasındaki ilişkiyi gösteren grafik. Burada farklı olan ise insanın bu grafiğin aksine beklenenden çok daha uzun yaşanması. (Kaynak: Levine H. J., 1997)

Bu tablodaki sayılar ve hayvanların ortalama ömürleri görüldüğü üzere birbirinden faklı olsa da şaşırtıcı bir şekilde ömürleri boyunca görülen toplam kalp atış sayıları benzerlik göstermektedir. Bu sayı 750 milyon-1 milyar civarındadır. Görülen bu şaşırtıcı uyuma ve benzerliğe karşın memelilerden biri bu uyumun dışında yer almakta. Evet, insan. İnsan kalbi yaşam süresince ortalama 2,5-3 milyar kere atmaktadır.

Ortalama kalp atış sayısı 60-100 arasında olan insanın yaşam ömrünün 25-30 yıl olması gerekirken nasıl 70-80 civarında bir ortalamaya sahiptir?

Bunu incelemek için insanlık tarihine bakacak olursak aslında tarihimizde ortalama yaş ömrünün 30 civarında olduğuna ulaşırız. Yani geçmişte kalp atış hızıyla orantılı bir ömür yaşanmaktaydı diyebiliriz. 

İnsanlık tarihine bakıldığında elde edilen sonuçlar ile oluşturulmuş gelmiş dönemlerde yaşayan insan türlerinin yaşam süresi grafiği. (Kaynak: Zhang, G. Q., & Zhang, W., 2009)

Buna karşın son 150 yılda olağanüstü gelişen modern tıp ve teknoloji gelişmeleri sayesinde yaşanan bir sıçrama ile insanların günümüzdeki ortalamaya sahip olduğu düşünülmekte. Canlılarda yaşam ömrü sadece bu mantığa bağlayamayacak olsak da insanda yüksek kalp hızının yaşam ömrünü kısalttığını destekleyen pek çok durum söz konusudur.

O zaman nabzımızı yükselten spor nasıl oluyor da bizi genç tutup ömrü uzatabiliyor?

Bilindiği gibi spor esnasında nabız yükselir ve kalp atım sayısı artar. Bu ani artış insan ömrünü nasıl kısaltmıyor sorusuna gelecek olursak düzenli ve günlük yapılan sporların kalp atım hızını azalttığını görürüz. Yapılan bir deneyde günlük kalp atım hızları 68 civarında olan 21 yaşındaki gençler kullanılarak bu konu test edilmiştir. Her gün 40 dakika bisiklet süren bu gençlerin, 6 hafta sonunda kalp atım hızlarının 68’den 53’e düştüğü gözlemlenmiştir. Bunların sonucunda da kalp sağlığı ve uzun bir ömür için normal tempoda düzenli egzersizin çok önemli olduğunu söyleyebiliriz.

Max Rubner’ın teorisine dönecek olursak Ocak 2020’de yayınlanan bir makale (Gavin Stark, 2020), yaşam ağacı boyunca Yaşam Hızı Teorisi’ne dair hiçbir kanıt olmadığını söylüyor. Gavin Stark, Daniel Pincheira-Donoso ve Shai Meiri tarafından yazılan makale, Yaşam Hızı Teorisi’nin neden artık geçerli olmadığını açıklıyor. Binlerce omurgalıların yaşam sürelerini gösteren bir veri seti kullanarak ve Yaşam Hızı Teorisinin desteklediği farklı fikirleri kullanarak, metabolik hızlar gibi bu fikirlerin nasıl olduğunu test edebilen bir deney ortaya çıkardılar. Farklı omurgalıların yaşam süreleriyle testler yaptılar. Deney sonuçları, metabolik hız ile hayvanların yaşam süreleri arasındaki ilişkinin özellikle omurgalılar için, başlangıçta düşünüldüğü gibi doğru olmadığını gösterdi. Deney ayrıca, memeliler ve kuşlarla aynı büyüklükteki sürüngenlerin ve amfibilerin[8], bu türlerin önemli ölçüde farklı metabolik oranlara sahip olmalarına rağmen birbirlerine görece yakın yaşam sürelerine sahip olduğuna işaret etti. Genel olarak deney, Yaşam Enerjisi Teorisinin kara omurgalılarının yaşam süresini desteklemediğini, bunun yerine yaşam süresinin dış unsurlardan ve seçilimden etkilendiğini öne sürüyor. (Rate of living theory, 2020)


[1] Biçim, şekil veya yapı açısından incelenen fiziksel özellikler.

[2] İsteğe bağlı hareketi gerçekleştiren kas grubu.

[3] İstem dışı çalışan kas grubu.

[4] Bilimde bir olgunun, düşüncenin sürekli olarak doğrulanmış gözlem ve deneyler baz alınarak yapılan bir açıklamasıdır. (Kaynak: Vikipedi)

[5] Biyolojik miras olarak da adlandırılan genetik, özelliklerin ebeveynlerden yavrularına geçmesidir; eşeysiz üreme veya cinsel üreme yoluyla yavru hücreler veya organizmaların ebeveynlerinin kalıtsal bilgilerini genetik sayesinde elde ederiz. (Kaynak: Vikipedi)

[6] Canlıda yaşamın sürdürülmesi sırasında gerçekleşen tüm kimyasal tepkimelerdir. (Kaynak: Vikipedi)

[7] Zihinsel, ruhsal

[8] İki yaşamlılar.

Referanslar
Levine H. J. (1997). Rest heart rate and life expectancy. Journal of the American College of Cardiology, 30(4), 1104–1106.Tuzcu, M., (2010, Kasım 29). Hayatın Sırrı Kalp Hızında Gizli. Milliyet.Zhang, G. Q., & Zhang, W. (2009). Heart rate, lifespan, and mortality risk. Ageing research reviews, 8(1), 52–60.• Ortapia (Serkan Karaismailoğlu). (2017, Haziran 29). Kaç Atımlık Kalbiniz Var?. Youtube.Bulut, Ü., Özçakar, N., (2012). Nasıl Yaşlanıyoruz?. The Journal of Turkish Family Physician 2012;3(1):1-5.Rate of living theory. (n.d.). Wikipedia. Bölüktaş, R. P. (2019). Yaşlanma Teorileri ve Geriatrik Değerlendirme. İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi.Stark, G, Pincheira‐Donoso, D, Meiri, S. No evidence for the ‘rate‐of‐living’ theory across the tetrapod tree of life. Global Ecol Biogeogr. 2020; 29: 857– 884.

Nur Arıcan

Eskişehir Teknik Üniversitesinde Biyoloji bölümü okuyorum. Okumak ve araştırmak en büyük zevklerim, bunu fiili olarak yapma isteğimle de Gelecek Bilimde ailesindeyim. Bilimle kalın!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu