Özgün İçerikTıp

Gizli Altıncı Duyu

Yazan: Çisem Özge Biçer

Düzenleyen: Ümit Sözbilir

Özet: Bedenin konumunun, uzuvların vaziyetinin, herhangi bir nesneyi hareket ettirebilmek için uygulanması gereken kuvvetin büyüklüğünün ve yönünün, dış mekânın geometrisinin bilgisini beyne taşıyan derin duyu, beden farkındalığını sağlar.

Tıbbi bakımdan duyu, vücudun kendi içinde veya dış ortamda oluşan uyartıların özelleşmiş almaçlar aracılığıyla beyne iletilmesi olayıdır. Bir diğer deyişle duyu, algı adına veri sağlayan işlev bilimsel yeterliliktir.

İnsan türünün duyuları, Aristoteles’in öne sürdüğü üzere tatma, görme, dokunma, koklama ve duyma ile sınırlı kalmamakla beraber günümüz alanyazınında insanda kaç duyu olduğuna dair kesin bir kanıya varılamamıştır [1]. Buna karşın bu klasik beşliye acıkma, susama, basınç, sıcaklık, ağrı, iç duyum ve günlük işlerin düzenlenip yönetilmesini sağlayan üç bağımsız duyu sisteminden biri olan “derin duyu” gibi duyular eklenebilir.

Charles Sherrington, derin duyuyu Latince proprius (kişinin kendisi) ve perception (algı) kelimelerinin birleşimiyle, proprioception, nitelendirip insanın ana duyu organının bedenin kendisi olduğunu öne sürdü. Buna dayanarak derin duyuya, “altıncı duyumuz” yakıştırmasını yaptı. [2]

Derin duyunun işleyişi insanlarda 3 tür derin duyu almacı aracılığıyla gerçekleşir: kas iğcikleri, Golgi tendon organları ve eklem almaçları. Kas iğcikleri, iskelet kaslarına gömülü olup kas gerilmesinin, kas uzunluğunun ve kas uzunluğunun değişim hızının bilgisini beyne iletir. Kasların ve tendonların arasına dağılan Golgi tendon organları, uzuvların üzerindeki yükün algısını beyne taşır. Eklem almaçları ise bir eklemin farklı derinliklerinde yer alıp farklı uyum hızlarına sahip olmakla birlikte beynin, eklemin belirli bir eşik değere ulaştığını algılaması için gerekli bilgiyi iletir.

Kaslara, tendonlara ve eklemlere yayılmış olan derin duyu almaçları; kas uzunluğu, tendon gerginliği, eklem açısı veya derin basınç gibi fiziksel nitelikleri büyük bir hassasiyetle ölçer ve beyne iletir. Böylece derin duyu; bedenin konumunun, uzuvların vaziyetinin, herhangi bir nesneyi hareket ettirebilmek için uygulanması gereken kuvvetin büyüklüğünün ve yönünün, dış mekânın geometrisinin bilgisini beyne taşır; eşgüdümü sağlar. Dolayısıyla derin duyu almaçları; uzayın, zamanın ve kütlenin özelliklerinin bilgisini taşıyarak beynin öznel beden bilincini sağlamasına aracılık ederler.

Beyin; bedenin konumunu, itme/çekme/kaldırma eylemlerinde uygulanması gereken kuvveti derin duyu aracılığıyla algılar.

Derin duyu ve dokunma duyusu ile ilgili veriler beynin “beden-duyusal korteks (somatosensory cortex)” adlı bölümünde işlenir. Beden-duyusal korteks, motor komutların verildiği birincil motor korteks ile görme bölgesinin arasında bulunur. Beden-duyusal kortekste hasar gelişmesi vücutta uyuşmaya, karıncalanmaya, kısmi duyu kaybına (parastezi) ve hatta tam duyu kaybına (anestezi) yol açabilir. Sonuçta beden-duyusal kortekste oluşan bir hasar, beyinden kaslara doğru giden motor komutların etkinliğinin bedenden ve dış ortamdan gelen duyusal bilgilerle bütünleşmesi sürecini durdurabilir.

Motor komutlar ile iç ve dış uyaranların bütünleşmesi hareket etmenin en büyük zorluğu olmakla beraber en temel gereksinimlerinden biridir. Örneğin 19 yaşındayken yaygın mide ve bağırsak iltihabı geçiren Ian Waterman, bağışıklık sisteminin antikorlarının beynindeki beden-duyusal nöronlara saldırması sonucu boynundan aşağısının derin duyu algısını kalıcı olarak yitirdi ve ilk 6 hafta boyunca hareket edemedi. Kendisini “ipleri olmayan bir kukla” olarak nitelendiren Waterman, derin duyu algısının geri bildirimini kaybedince eylemlerini amaçlı davranışlara yönlendirme becerisini de yitirdi. Sonuç olarak yürüyemeyen, ayakta duramayan, nesneleri kavrayamayan, dünya ile iletişim kuramayan bir birey hâline geldi. Yıllarca özel eğitim alarak bedenini ancak görsel kontrol altında hareket ettirmeyi öğrendi.

Derin duyu algısını yitirmiş kimseler ele alındığında önemini bir kez daha gözler önüne seren derin duyu, tüm omurgalı hayvanlarda ve hatta kimi omurgasızlarda bulunan en temel duyulardan biridir.

Kaynak
[1] Hamlyn, D. W. (1968). Aristotle’s De anima, Books II and III (with certain passages from Book I); (Clarendon Aristotle series) (Bks. II & III). Oxford at the Clarendon Press.[2] Sherrington, C. S. (1906). The Integrative Action of the Nervous System. Yale University Press.[3] Taylor, J. (2009). Proprioception. Encyclopedia of Neuroscience, 1143–1149. [4] Proske, U., & Gandevia, S. C. (2018). Kinesthetic Senses. Comprehensive Physiology, 1157–1183. [5] Han, J., Waddington, G., Adams, R., Anson, J., & Liu, Y. (2016). Assessing proprioception: A critical review of methods. Journal of Sport and Health Science, 5(1), 80–90. [6] Burke, R. E. (2006). Sir Charles Sherrington’s The integrative action of the nervous system: a centenary appreciation. Brain, 130(4), 887–894. [7] Proske, U., & Gandevia, S. C. (2012). The Proprioceptive Senses: Their Roles in Signaling Body Shape, Body Position and Movement, and Muscle Force. Physiological Reviews, 92(4), 1651–1697. [8] McNeill D., Quaeghebeur L., Duncan S. (2010) IW - “The Man Who Lost His Body”. In: Schmicking D., Gallagher S. (eds) Handbook of Phenomenology and Cognitive Science. Springer, Dordrecht.

Çisem Özge BİÇER

Atatürk Üniversitesi/ Tıp Fakültesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu