PsikolojiSosyolojiTıp

COVID-19 Karantinası Hatırlamayı Zorlaştırıyor

Yazan: Julia Shaw

Çeviren: Ömer Aktaş

Düzenleyen: Esranur Maral

Özet: 2020 yılını karantinaların pençesinde geçirdik. 2021 yılını ise yarı özgür yarı evde atlatmaya devam ediyoruz. Ne yazık ki kapanma süreci yayılımı azaltsa da günlük hayatımızdan birçok şeyi de beraberinde götürdü. Artık daha az sosyalleşebiliyoruz, sevdiklerimizi daha az görebiliyoruz, işimize ve eğitimimize çevrim içi bir şekilde devam ediyoruz. Karantinanın bizden alıp götürdüğü başka bir parçamız daha olabilir: hafızamız.

COVID-19 Karantinaları ve Unutkanlık

Karantina öncesindeki hayatınızı şöyle bir düşünün. Birisi gelip sizden hafızanızın güçlü olup olmadığını sorsaydı ne cevap verirdiniz? Cevabınızı saklayın çünkü bir sorum daha var. Peki, tüm karantina sürecini yaşadıktan sonra hafızanız hakkında ne söylerdiniz? Esasında size sorduğum sorular, Brezilya’daki Universidade Federal de Pelotas Üniversitesinde doktora öğrencisi olan Natan Feter ve meslektaşlarının hafıza ve sosyal mesafe önlemleri arasındaki ilişkiyi anlamak için yürüttükleri bir çalışmaya ait. Brezilyalı bilim insanlarının cevabının peşinde koştukları sorular ise tek bir büyük soruyu aydınlatma amacı güdüyor. Karantinalar zaman içinde hafızamızı nasıl etkiledi?

Feter ve takımının bulgularına göre Güney Brezilya’da ikamet eden yetişkinlerin üçte biri, kısıtlamalar başladığından beri daha kötü bir hafızaya sahip olduklarını belirtti. Brezilya’nın dünyadan farklı bir pandemi politikası izlediğini ve ulusal bir şekilde bir kez bile tam kapanmaya gitmediğini hesaba katarsak Brezilya’da yürütülen hafıza çalışması başka ülkelere uyarlanabilir miydi? Sorunun cevabını bulmak için Brezilya çalışmasından feyiz alan Westminster Üniversitesinden Nöropsikolog Prof. Dr. Catherine Loveday bir adım attı. Loveday, aynı çalışmayı Birleşik Krallık için uygulamak adına insanlardan günlük görevlerle ilgili hafızalarını derecelendirmelerini isteyen bir çalışma hazırladı.

Karantina Kaynaklı Unutkanlık Herkes İçin Geçerli Olabilir

BBC Future ile bir röportajda çalışmasının ön sonuçlarından bahseden Catherine Loveday, çalışmaya katılan insanların %80’inde hatırlama açısından herhangi bir şekilde kötüleşme görüldüğünü bildirdi. Eğer ki bir cümleyi defalarca okuyorsanız veya hangi eşyayı nereye koyduğunuzu her gün unutuyorsanız yalnız değilsiniz.

Peki ya hafızadaki kötüleşmenin nedenlerinden birisi ne olabilir? Brezilya’da yapılan çalışmanın sonuçlarına göre kısıtlamalara rağmen egzersizlerine veya fiziksel olarak etkin bir yaşantıya devam eden insanlarda herhangi bir hafıza eksikliği problemi raporlanmadı. Üstüne üstlük yaşa bağlı unutkanlık ihtimali hesaba katılmasına ve çalışmada ölçülmesine rağmen hafızalarının kuvvetinde bir değişiklik olmadığı görüldü.

(Kaynak: Geralt, Pixabay)

Egzersiz Yapmak Unutkanlığı Engelliyor Olabilir

Peki, fiziksel olarak etkin bir yaşam hafızanın zayıflamasını nasıl engelleyebiliyor? Görünüşe göre yapılan her bir dakika fazla egzersiz bile hafıza zayıflığının az bir miktar olsa bile önüne geçebiliyor. Loveday’in İngiltere çalışması, bir odadan diğer odaya gitmek için ortaya konulan minicik fiziksel hareketliliğin bile hafızaya faydalı olduğunu belirtti.

Çalışmaların ışığında kötüye giden hafızaların asıl sorumlusunun kısıtlamalardan ziyade hareketsizlik olduğu ileri sürülebilir çünkü çok özel bir beyin egzersizi yapılmasına gerek kalmadan her türlü hareketlilik beyni ve dolayısıyla hafızayı güçlendiriyor. Bir odadan diğer odaya geçmek dâhil olmak üzere mekân ve görüntü değiştirmek, insan beynine işleyebileceği yeni ve taze görüntü kaynakları sağlıyor. Böylelikle beynimiz toz tutmadan daha taze kalabiliyor ve anılarımız birbirine karışmadan devamlılığını sağlayabiliyor.

Ayrıca eklemek gerekiyor ki Birleşmiş Milletlerin ortaya koyduğu COVID poliçesi ile Brezilya ve İngiltere bulguları örtüşüyor. BM de aynı çalışma sonuçlarını bulduğu gibi, düşük fiziksel aktivitenin özellikle yaşlı yetişkinler için bilişsel gerileme ve bunama için bir risk faktörü olduğunu belirtiyor. Bu nedenle beyninizi tembelleştirmemek adına olabildiğince yeni ortamlara adım atmalı, beyninizi daha farklı uyaranlara maruz bırakmalısınız. Böylece sosyal mesafe ile geçen dönemlerde hafızanızın kayıp gitmesini az da olsa engelleyebilirsiniz.

Öznel Hafıza ve Pandemi

Yukarıda bahsedilen araştırmalar yalnızca öznel bellekteki güçsüzleşmeyi irdeleyen iki farklı çalışmadan ibaret. Öznel bellek ise insanların hafızalarının daha kötü olduğunu hissettikleri zaman yaşayabilecekleri bir yanılgıya sebebiyet verebiliyor çünkü bir insanın hafızasının kötüleştiğini hissetmesi, hafızasının gerçekten de kötüleştiği anlamına gelmez. Peki, öznel duygu dediğimiz durum gerçeklikle örtüşüyor mu?  Sosyal mesafe ve kısıtlamalar beynimizin üzerine bir sis perdesi mi çekiyor?

Otago Üniversitesi mensubu Weiwei Zhang ve meslektaşları, Birleşik Krallık ve ABD’den 374 katılımcıya ulaştı. Katılımcılara kelimelere dayalı bir hafıza görevi verilmeden önce arka arkaya kaç gün kısıtlamada kaldıkları soruldu. Zhang ve takım arkadaşları, katılımcılardan aldıkları cevapları inceleyerek 21 Ocak 2021’de bir makale yayımladı. Cevapların çözümlemesi sonucunda sosyal mesafe ve hafıza hataları arasında U şeklinde bir ilişki bulundu.

Sanılanın aksine sosyal mesafe süresi arttıkça başlangıç seviyesi için hafıza hatalarında azalma görülüyor. Bu sebeple katılımcıların kısıtlamanın üzerinden çok geçmeden tamamladıkları hafıza görevlerinin sonuçları evde kaldıkları diğer günlerde tamamladıkları görevlerin sonuçlarına göre daha iyiydi. Bellek hatalarında ilk belirgin azalma ve kötüleşme ise 30. günden itibaren görülmeye başlandı.

(Kaynak: Tumisu, Pixabay)

Mutluluk Hafızanızı Güçlendirebilir

Zhang ve ekibi ayrıca çalışmanın sonucunda ruh hâli ve hafıza arasında mükemmel bir ilişkinin var olduğunu buldu. Kötü ruh hâli kötü bir hafızayla ilişkilendirildi. Bir insan kendini ne kadar yalnız hissediyorsa kelimeleri hatırlamada o kadar zorluk çekti çünkü yalnızlık hissi, diğer ruh hâllerine göre zaman geçtikçe ağırlığı daha da artan bir ruh hâlidir ve bunama riskini artıran ana faktörlerin başını çeker. Bu sebeple, unutkanlığı azaltmak için sosyal mesafeli dönemlerde birbirimizle bağlantı kurmak ve yalnız olmadığımızı hissetmek beynimizi diri ve ferah tutmaya oldukça yardımcı olur.

Pandemi ve Otobiyografik Hafıza

Son olarak peki ya günlük olaylar veya kelimeleri değil de tüm pandemi dönemi boyunca yaşadıklarımızı hatırlamakta ne kadar iyiyiz? Alberta Üniversitesinde görev alan bilişsel psikolog Norman Brown, pandeminin otobiyografik bellek üzerindeki olası etkilerini aydınlatmak ve anlaşılmasını sağlamak için “İntikal Teorisi” adını verdiği görüşünü ileri sürdü. Teori, bir COVID çarpması ve bir kilitlenme düşüşü olduğunu tahmin ediyor. Teoriye göre, COVID için alınan kısıtlama önlemleri insanlarda toslama (COVID bump) ve karantina düşüşü (lockdown dip) hissine sebebiyet veriyor.

COVID toslaması, yalnızca pandeminin başlangıcında görülen otobiyografik anıların hatırlanmasının daha kolay olduğunu belirten görüngüye verilen isimdir. Karantina düşüşü ise eve kapandığımız dönemler boyunca olayları hatırlamaya çalışırken yaşadığımız zorluğa karşılık gelir. Pandeminin ilk zamanlarında çok hızlı gelişen duygusal olayları hatırlamaya daha yatkınken, günlerimizin çoğunun sıkıcı bir şekilde benzer geçtiği karantina dönemlerinde olanları ise hatırlamakta güçlük çekiyoruz.

Peki, onca çalışmanın sonucunda elimizde olan kesin bir bilgi var mı? Eve kapanma anılarımızı olumsuz bir şekilde etkiliyor mu? Muhtemelen öyle görünüyor. Belki de hafızalardaki tüm bu gerilemeler kötü bir ruh hâline sahip olmanız ile alakalıdır veya o kadar hareketsizsinizdir ki hafızanızın kötüleşmesi egzersiz yapmanız gerektiğinin bir işaretidir. Tabi bu sırada şunu unutmamanız gerekiyor: karantina sebebi ile ev-ofis düzeninde çalışırken odanızı değiştirmek hatta odanın bir bölümünde küçük bir değişikliğe gitmek bile beyin sisini hafifletmeye yardımcı olabilir. Ayrıca karantina boyunca tecrübe edilen tüm kötü hafıza deneyimlerinin geçici olduğunu belirtmeliyim.

Via
https://www.sciencefocus.com/news/covid-lockdowns-have-made-us-forgetful-a-psychologist-explains-why-and-what-you-can-do-about-it/

Ömer Aktaş

Adım Ömer ve 1999 Ankara doğumluyum. Orta Doğu Teknik Üniversitesinde Psikoloji 4. sınıf lisans öğrencisiyim. Vaktimin çoğu bilgisayar oynayarak, şiir okuyarak veya çeviri yaparak geçiyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Back to top button